Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Demokratlar Birliği Kapasite Geliştirme ve Eğitim Çalıştayı’nda konuştu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 25 ülkenin 47 farklı bölgesinden gelen Avrupalı Türkleri misafir etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa’da nefret suçlarıyla mücadelede ayrımcılık yapıldığını söyledi. Nefret suçları konusunda mağdurun kimliğinin daha fazla ön plana çıkarıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan,
"İnsanlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır"
Nefret suçlarıyla mücadele noktasında Avrupa'da bir ayrımın söz konusu olduğunu, bu tür olaylarda suçun kendisinden ziyade mağdurun kimliğinin daha fazla ön plana çıktığını, daha çok belirleyici olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Antisemitizme karşı gösterilen hassasiyet ne yazık ki İslam düşmanlığı ve ırkçılık kaynaklı saldırılardan esirgenmektedir. Hatta bu suçlar, güvenlik birimlerinin karıştığı NSU cinayetlerinde olduğu gibi 'dönerci cinayeti' denilerek önemsiz hale getirilmeye çalışılıyor.
"Batı demokrasileri adına tam bir faciadır, utançtır, skandaldır"
Müslümanlara ve göçmenlere yönelik düzenlenen ırkçı saldırıların çoğunun daha soruşturma aşamasında örtbas edildiğini hepimiz biliyoruz. Mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'i hedef alan terör eylemleri, fikir özgürlüğü parantezine alınarak görmezden geliniyor. Bu tarz çifte standart örneklerinin sayısını çoğaltmak mümkündür. Avrupa'daki gelişmeleri takip eden herkesin kabul edeceği gerçek şudur; bugün Türk ve Müslüman nefretinden beslenen Neo Nazi terörü, insanlarımızın can ve mal güvenliğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Aşırı sağcı akımların kimi Avrupa ülkelerinde bizzat devlet tarafından himaye edilmesi, Batı demokrasileri adına tam bir faciadır, utançtır, skandaldır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, meselenin daha vahim tarafının Türk ve Türkiye karşıtlığının son yıllarda bazı siyasetçiler ve medya eliyle körüklenmesi, teşvik edilmesi, Türk vatandaşların hedef tahtasına konulması olduğunu belirterek, ”İçeride köşeye sıkışan hangi siyasetçi varsa aklına önce bize ve Türkiye'ye saldırmak geliyor. Seçimde başarısız olan, kabahati kendinde aramak yerine bize ve ülkemize saldırarak temize çıkmaya çalışıyor. Bunu da açıktan değil, demokrasi, hak ve özgürlük kavramlarının arkasına saklanarak yapıyorlar. Kardeşlerim şahsımızı ve bizim üzerimizden ülkemizi hedef alan kampanyaların son dönemde artması tesadüf değildir. Bu kampanyaların tek bir hedefi vardır. O da bizi ve Türkiye'yi susturmaktır. Çünkü Türkiye, sadece İslam ve yabancı karşıtlığı meselesinde değil, 7 aydır devam eden Gazze krizinde de dirayetli ve cesur bir duruş sergilemiştir. Yaklaşık 50 bin tonla Gazze'ye en fazla insani yardım yapan ülkeyiz. İsrail'in Gazzeli kardeşlerimize uyguladığı soykırımı daima gündemde tuttuk. Filistin davasına verdiğimiz güçlü desteği her zeminde açıkça ifade ettik” dedi.
Küresel siyonist lobinin tüm baskılarına rağmen bu tavırlarını koruduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Kimliğine ve inancına bakmadan zalime zalim, mazluma mazlum demeye devam ediyoruz. Yıllardır bize demokrasi ve özgürlük dersi veren Batılı yöneticilerin Gazze katliamlarında takındığı ikiyüzlü politikaları ise ibretle takip ediyoruz. Gösteri hakkı kutsaldır diyenlerin 7 Ekim'den sonraki ilk icraatları kendi sokaklarında Filistin'e destek gösterilerini yasaklamak oldu. Sağa sola insan hakları karnesi düzenleyenler, 15 bini çocuk toplam 35 bin Filistinlinin ölümünü sadece seyrettiler. Lafa her başladıklarında özgür basından dem vuranlar, İsrail saldırılarında hayatını kaybeden 140’tan fazla gazeteci hakkında tek bir cümle kurmadılar. Bugüne kadar İsrail güçleri hastaneleri bombaladı. Camileri, kiliseleri enkaz yığınına çevirdi. İnsanların sığındığı kampları vurdu. Okulları, üniversiteleri, gıda sırası bekleyen sivilleri hedef aldı. Toplu mezarların şahidi olduğu toplu katliamlar işledi. Ama tüm bu vahşet sahneleri yaşanırken bir avuç vicdan sahibi devlet adamı dışında hiçbir Batılı lider tepki göstermedi, sesini yükseltmedi. İsrail'e ‘artık yeter’ diyecek bir cesur yürek maalesef çıkmadı. Aylarca ateşkes çağrısı yapacak cesareti dahi gösteremediler” ifadelerini kullandı.
"Ne yaparsanız yapın antisemitik lekesi bize yapışmaz"
“Bu insanlar Gazze'de katliam dursun dedikleri için şiddete, zulme, eziyete, hatta işkenceye maruz kalıyor” diyen Erdoğan, ”Sırf Filistin'e destek verdikleri için rektörler, profesörler işten atılıyor, linç ediliyor. Ancak söz konusu Türkiye olunca başımıza demokrasi havarisi kesilenlerin hiçbirinin bu hadiseler karşısında gıkı dahi çıkmıyor. Ne kadar meşhur demokrasi savunucusu akademisyen, aydın, gazeteci ve siyasetçi varsa hepsi başını kuma gömmüş, olayların yatışmasını bekliyor. Niçin biliyor musunuz? Çünkü Batı demokrasisinin sınırlarını İsrail'in menfaatleri çizmektedir. İsrail'in çıkarına dokunan her şey bunların gözünde anti demokratiktir, antisemitiktir. Oysa Müslüman'ı, Hristiyan'ı, Musevi'si ve diğer topluluklarıyla bölgemizdeki halkların güvenliğine en büyük zararı saldırgan ve şımarık tutumuyla mevcut İsrail yönetimi vermektedir. Tüm bu gerçeklere rağmen halen bizi ve ülkemizi hedef alanlara şunu tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Türkiye'yi düşmanlaştırarak hiçbir yere varamazsınız. Ne yaparsanız yapın antisemitik lekesi bize yapışmaz. İslam düşmanlığına, yabancı karşıtlığına ve kültürel ırkçılığın her çeşidine nasıl karşıysak antisemitizmi de aynı şekilde reddediyoruz. Coğrafyamızda kargaşa, savaş ve istikrarsızlık görmek istemiyoruz. Müslümanı'yla, Hristiyan'ıyla, Yahudi'siyle tüm inançların ecdat döneminde olduğu gibi barış ve huzur içinde yaşadığı bir bölge istiyoruz” dedi.
Amaçlarının Gazze’de süratle kalıcı ateşkesin tesisi, akan kanın durması, ardından da 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüme giden yolun açılması olduğunu söyleyen Erdoğan, “Ne söylüyorsak bunun için söylüyor, ne yapıyorsak böyle bir barış ikliminin bölgemizde hakim olması için yapıyoruz. Bundan sonra da tüm insanlığın selameti için doğru bildiklerimizi cesaretle dile getireceğiz” şeklinde konuştu.
“Avrupalı Türkleri Türkiye’ye bağlayan en sağlam köprü Türkçe'dir"
Türk diasporasının Türkiye ekonomisine katkısının 5 milyar dolara ulaştığını kaydeden Erdoğan, “Avrupalı Türkler kendilerine dayatılan kalıpların çok ötesine geçmişlerdir. Avrupa’ya ilk gittiklerinde emek yoğun işlerde çalışarak hayata tutunma mücadelesi veren kardeşlerimiz, önlerine çıkan tüm engellere rağmen bugün 40-50 yıl önce hayal dahi edilemeyecek konumlara geldiler. İş hayatından eğitime, akademiden sivil topluma, siyasetten sanata farklı alanlarda elde ettiğiniz başarılarla gurur duyuyoruz. Yurt dışındaki insanlarımızın kimliklerini koruyarak sağlıklı entegrasyonu hedefleyen tüm çabaları destekledik, destekliyoruz. Türk diasporası 25 yaşın altında 2 milyonluk genç nüfusa sahip. Hatta kimi ülkelerde beşinci kuşak evlatlarımızı görmeye başladık. Her yeni nesille birlikte maalesef ana vatanla olan bağ da zayıflamaktadır. Türkçe anlama, konuşma konusunda genlerimiz giderek daha fazla zorluk çekiyor. Dil ve kültür unutulunca da asimilasyon kaçınılmaz hale geliyor. Asimilasyona karşı en büyük silahımız çocuklarımıza ana dillerini, kültürlerini ve medeniyet değerlerini öğretmektir. Avrupalı Türkleri Türkiye’ye bağlayan en sağlam köprü Türkçe'dir” şeklinde konuştu.
Türkçenin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devletimizin resmi kurumlarının yeni kuşakların Türkçemize hakim olmaları ve çift dilli eğitimin yaygınlaştırılması amacıyla yürüttüğü çalışmayı sizler zaten biliyorsunuz. Anaokulundan başlayarak üniversite eğitimine kadar her seviyeye uygun programlarla Türkçe öğretimini teşvik ediyoruz. Ayrıca gençlik kampları, gezi programları, diaspora gençlik buluşmaları, staj ve burs programlarıyla kültürel hareketliliği canlı tutuyoruz. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’deki hayatını kolaylaştırmak adına da pek çok adım attık. Bizden önceki iktidarlar yurt dışındaki kardeşlerimizi sadece ülkenin döviz ihtiyacı olduğunda hatırladı. Biz ise güçlü Türkiye, güçlü diaspora şiarıyla göreve geldiğimiz ilk günden beri sorunlarınıza çözüm üretmeye, dertlerinize derman olmaya çalışıyoruz. Bugün kabinemizde, partimizde, Meclis’te ve Cumhurbaşkanlığında sizlerin içinden gelen pek çok başarılı arkadaşımız görev alıyor” dedi.
14-28 Mayıs seçimleri öncesinde verdikleri sözlerin hepsinin arkasında olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bu sözleri de daha öncekiler gibi aşama aşama hayata geçireceğiz. Bu vesileyle sizlerin şahsında Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde bize, partimize ve Cumhur İttifakı'na destek veren tüm kardeşlerimize yürekten teşekkür ediyorum. 14 Mayıs’ta yüzde 53,72, 28 Mayıs’ta yüzde 56,34’lük rekor katılım oranlarıyla Türk diasporası dünya çağında bir başarıya imza attı. Bu oy oranlarıyla sadece bizim gurur kaynağı olmakla kalmadınız, Batılı ülkelere de çok anlamlı bir demokrasi dersi verdiniz. Türk diasporasının önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin geleceğinde daha güçlü ve belirleyici bir aktör olacağına inanıyorum. Bunun için sizden birdiğinize, beraberliğinize ve kardeşliğinize çok sıkı sahip çıkmanızı istiyorum. Yakında Avrupa Parlamentosu seçmleri olacak. Sizin sesinizin o salonlarda yankılanması çok ama çok önemlidir. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanmayı ihmal etmeyin” açıklamasını yaptı.