Seçim sonrası beklentiler ve olası ekonomik tedbirler hakkındaki spekülasyonlara açıklık getiren Yılmaz, Türkiye'nin yakın dönemde sürprizlere hazır olmadığını, belirsizlikleri azaltmak ve öngörülebilirliği artırmak amacıyla çalıştıklarını belirtti. Özellikle siyasi ve politik belirsizliklerin azaldığını vurguladı ve Orta Vadeli Programı adım adım uygulayacaklarını söyledi. Döviz ihtiyacının azaldığı ve finansmana erişimin arttığı bir dönemde olduklarını dile getiren Yılmaz, döviz spekülasyonlarının teknik ve rakamsal bir zemini olmadığını ifade etti.
Enflasyonun düşüş trendine ilişkin beklentilerini paylaşan Yılmaz, yılın ikinci yarısında belirgin bir düşüş trendi beklediklerini ve Orta Vadeli Program çerçevesinde enflasyon hedeflerinde bir değişiklik olmadığını vurguladı. Politika çerçevesinin doğru olduğunu ve hedeflerine ulaşacaklarına olan inancını dile getirdi.
Sermaye girişi açısından Orta Vadeli Programın ilk uygulama sonuçlarına değinen Yılmaz, doğrudan sermaye ve portföy girişlerinde artış olduğunu belirtti. Ancak, tam istenen noktada olmadıklarını, özellikle doğrudan uluslararası yatırımların gelmesinin zaman aldığını ifade etti. Ancak politika çerçevesinin uluslararası piyasalara güven verdiğini ve bu sürecin hızlanacağını düşündüğünü belirtti.
Yılmaz ayrıca, enflasyon ve faiz oranlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, beklenen enflasyonun esas alınmasının önemine değindi. Merkez Bankası'nın enflasyonu yakından takip ettiğini ve gerekli adımları atacağını belirtti. Hizmet sektörleri ve gıdada henüz istenen seviyeye gelinmediğini, ancak enflasyondaki düşüş trendinin devam ettiğini söyledi.
Yılmaz Türkiye'nin ekonomik durumuyla ilgili umut verici açıklamalarda bulunarak, Orta Vadeli Programın uygulanmasının olumlu etkilerini vurguladı ve enflasyonun kontrol altına alınması yönünde yapılan çalışmaların devam edeceğini ifade etti.