Kaleninsesi ← Ana Sayfa
Yaşam

Neden yeniden başlıyorlar? Psikolog Gülnar ile bağımlılık döngüsünün çarpıcı analizi

✍️ Tuğde Yıldırım 📅 06 Aralık 2025 10:02 👁️ 409 görüntüleme

Stres, yalnızlık, değersizlik duygusu ve kolay erişilebilir online oyunlar… Kumar bağımlılığı sadece bir “şans oyunu” sorunu değil; çocuklukta karşılanmayan duygusal ihtiyaçların, görülme arzusunun ve değersizlik duygusunun yetişkinlikte yeniden ortaya çıkışı.

Kumar bağımlılığı, toplumda çoğunlukla “kolay yoldan para kazanma isteği” olarak yorumlansa da, Psikolog Necdet Gülnar’a göre bu davranışın ardında çok daha derin bir psikolojik mekanizma bulunuyor. Gülnar, yaptığı değerlendirmelerde kumarın bir eğlence aracı olmaktan çıkıp zamanla bir kaçış davranışına dönüştüğünü ifade etti.

Özellikle stres, yalnızlık, kaygı ve değersizlik duygularının yoğunlaştığı dönemlerde insanların kumara yöneldiğini belirten Gülnar, “Kazandığı anda gelen o kısa süreli rahatlama, kişinin kendini bir anlığına güçlü ve değerli hissetmesine sebep olur. Fakat bu his çok çabuk söner ve kişi o duyguyu yeniden yaşamak ister.” Sözleri ile kumarın psikolojik bağımlılık sürecinin başlangıcına işaret ediyor.

“Kişi paranın değil, iyi hissetmenin peşindedir”

Zamanla duygusal bir ihtiyaç haline gelen kumar, kazanım ile sonuçlandığında kişide oluşan dopamin artışı ile beraber yeniden oyuna yönlendiriyor böylece döngü başlamış oluyor. Kumar bağımlılığının ‘uyuşturucu duygu’ gibi kullanıldığını ifade Gülnar, bağımlılığın kalbinde, kişinin olumsuz duygularından kaçmak için oluşturduğu bir mekanizma olduğunu söyledi.

Kişi hangi noktada bağımlı hale gelir?

Kumar kişinin duygusal ihtiyaçlarını karşılamaya başladığı anda bağımlılık süreci sessizce işlemeye başlıyor. Psikolog Gülnar’a göre bağımlılığın en temel işaretleri kendini kötü hissettiğinde kumara yönelme, “bir el daha” hissini durduramama, kaybettikçe daha çok oynama isteği ve iş, aile ya da maddi düzeni riske atma davranışlarıyla ortaya çıkıyor. Bu noktada kumar artık bir oyun olmaktan çıkıp kişinin hayatını yönetmeye başlayan bir davranışa dönüşüyor. Terapi almayı reddetmenin süreci daha da tehlikeli hâle getirdiğini ifade eden Gülnar, bireyin “İstersem bırakırım” diyerek durumu hafife almasının bağımlılığı fark etmeyi geciktirdiğini ve bunun ciddi kayıplara yol açabileceğini vurguladı.

Kumarda yaşanan o anlık kazanç hissi, aslında çocuklukta eksik kalan duyguların izidir

Kumar bağımlılığı çoğu zaman yetişkinlikte ortaya çıkan bir sorun olarak görülse de, aslında temelleri çocukluk döneminde atılıyor. Psikolog Necdet Gülnar, kumar davranışının arkasında çoğu kişinin fark etmediği derin duygusal yaralar bulunduğunu belirterek bağımlılığın kökensel dinamiklerini anlattı. Gülnar’a göre, erken yaşlarda yaşanan duygusal eksiklikler yetişkinlikte kişiyi hızla kumar davranışına sürükleyebiliyor.

Çocukluk döneminde yeterince görülmeyen, sürekli eleştirilen, sevgiyi ancak başarıyla kazanabileceğine inandırılan, güvensiz bir ortamda büyüyen ve değersizlik duygusunu içselleştiren bireyler ilerleyen yıllarda kendilerini değerli hissetmekte zorlanıyor Bu boşlukların ise kumarın sunduğu kısa süreli “kazanç hissi” ile kolayca tetikleniyor.

Psikolog Necdet Gülnar, durumu şu sözlerle özetledi:

“Kumar masasında kazanılan o birkaç saniyelik his, aslında çocukken eksik kalan bir duygunun yankısıdır: ‘Bir şeyim. Değerliyim. Görülüyorum.’ Kumar, bu duygunun yapay ama hızlı bir kopyasını verir. Bu nedenle kişi bırakmakta zorlanır.”

Kumar bağımlılığı çoğu zaman yalnızca bireyi etkileyen bir sorun gibi görülse de, gerçekte aile içindeki dengeleri derinden sarsan çok boyutlu bir krize dönüşüyor. Kumar, kişinin hayatının kontrolünü kaybetmesiyle birlikte sadece ekonomik değil, duygusal ve psikolojik çöküşlere de yol açıyor. Bu süreçten en çok etkilenenler ise çoğunlukla aile üyeleri oluyor. Psikolog Necdet Gülnar, kumarın aile içinde görünmez bir baskı ve çözülme yarattığını belirterek, bağımlılığın sonuçlarının çoğu zaman kişinin yaşadıklarının çok ötesine geçtiğini söylüyor.

Gülnar’a göre kumar, aile içinde utanç ve saklama davranışlarının yoğunlaştığı bir atmosfere neden oluyor. Maddi kayıplar, yalanlar, güven kaybı ve duygusal mesafe zamanla ilişkilerin temel taşlarını oluşturması gereken güven ve yakınlığı zayıflatıyor. Aile bir süre sonra bağımlılık döngüsünün pasif bir parçası hâline geliyor; kişi oynadıkça aile toparlamaya, denge kurmaya çalışıyor. Bu durum hem evlilik ilişkisini hem de ebeveynlik görevlerini yıpratıyor. Gülnar, sürecin ağırlığını şu sözlerle özetliyor: “Ailenin yaşadığı duygusal yıkım, çoğu zaman bağımlılığın kendisi kadar ağırdır.”

Bağımlılıkla psikoterapi süreci nasıl ilerliyor?

Kumar bağımlılığıyla yürütülen psikoterapi çalışmalarının temel amacı sadece kumarı bırakmak değil; davranışı besleyen duygusal dinamikleri çözmek. Uzmanlara göre kişi ancak kumarı hangi ihtiyaçla kullandığını fark ettiğinde kalıcı bir değişim mümkün hâle geliyor. Terapi sürecinde ilk olarak kumarın kişiye neyi hissettirdiği, hangi duygusal boşlukları doldurduğu ve hangi zorlanmalardan kaçmayı sağladığı ele alınıyor. Zamanla kişi kumarın aslında yalnızca para arayışıyla ilgili olmadığını, daha çok bir duygunun peşinde koştuğunu fark ediyor. Gülnar bu noktayı şu ifadeyle açıklıyor: “Kişi süreç içinde ‘Ben paranın değil bir duygunun peşindeyim’ diyebildiğinde iyileşme başlar.”

Psikoterapide kişinin duygusal farkındalık kazanması, kendini durdurabilme becerilerini geliştirmesi ve zorlayıcı dönemlerde sağlıklı alternatif davranışlar üretebilmesi üzerine çalışılıyor. Aile ilişkilerinin düzenlenmesi ve çocukluk döneminden gelen duygusal yaraların ele alınması da sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor. Tüm bu çalışmalar, bağımlılığın köklerini çözerek kişinin öz değer algısını yeniden inşa etmesini hedefliyor. Gülnar bu süreci, kişinin kendisine yeniden yaklaşma ve sağlam bir iç denge kurma yolculuğu olarak tanımlıyor.

Neden yeniden başlanıyor? Nüksün perde arkası

Kumar bağımlılığında nüks, yani yeniden başlama, oldukça sık görülen bir durum ve uzmanlara göre bu, sürecin doğal bir parçası olarak ele alınmalı. Kumar çoğu kişi için bir kaçış alanı olduğundan, kişi duygusal olarak zorlandığında yeniden oyuna yönelme eğilimi gösterebiliyor. Özellikle stres, yalnızlık, öfke, değersizlik duygusu ve maddi sıkıntılar gibi olumsuz duygusal durumlar bağımlılığı tetikleyen önemli etmenler arasında yer alıyor. İnternet üzerinden kumara kolayca erişilebilmesi ise bu riski daha da artırıyor.

Gülnar, nüksün nedenlerini anlatırken, kişinin duygusal dayanıklılığının güçlendirilmesinin terapi sürecinin en kritik aşamalarından biri olduğunu vurguluyor. Ona göre tekrar yaşansa bile bu durum sürecin bittiği anlamına gelmiyor. Gülnar, yaklaşımı şöyle özetliyor: “Bağımlılık süreçlerinde yeniden başlamak, çoğu zaman öğrenmenin ve güçlenmenin bir parçasıdır.” Terapi, kişiye bu tetikleyici durumlar karşısında daha sağlam durabilmeyi, duygularını yönetebilmeyi ve kumarı bir kaçış alanı olarak kullanmadan sorunlarla baş edebilmeyi öğretmeyi amaçlıyor.

Tuğde Yıldırım

İlgili Haberler

Çanakkale’de gaziler için anlamlı yürüyüş
18.09.2026
Gökçeada'da Sinema Günleri başladı: Ada halkının sinema keyfi!
18.09.2026
Bozcaada’da hizmet gücü artıyor: Yangın tankerleri, traktör ve vidanjör!
18.09.2026
Biga’nın eski belediye başkanları kabirleri başında anıldı
18.09.2026
ÇTB’den üyelere yerinde ziyaret: Talepler sahada dinlendi!
18.09.2026
Başkan Deniz; "Gelişim için ortak akıl ve iş birliği şart"
18.09.2026
Kaymakam Kaptanoğlu Pınarbaşı Köyü’nde şehit yakını ve gazileri unutmadı
18.09.2026
Taştepe Köyü’nde Halk Toplantısı
18.09.2026
Çanakkale köylerinde ulaşım kalitesi artıyor!
17.09.2026
Biga fuara kilitlendi; Geri sayım başladı!
17.09.2026
MHP Merkez İlçe sahada: Parlak ve yönetiminden önemli temaslar
17.09.2026
Bozcaada'da pazar denetimi!
17.09.2026
Çanakkale’de Ahilik Haftası buluşması
17.09.2026
Gökçeada'nın Kurtuluş Günü ve 19 Eylül Gaziler Günü hazırlıkları başladı
17.09.2026
Çanakkale’de amatör balıkçılara yeni kurallar: Boğaz ve köprü çevresine dikkat
17.09.2026
Yahya Çavuş Kur’an Kursu’nda “Hz. Peygamber ve Güzel Ahlak” programı
17.09.2026