Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü önünde saat 14.00’te gerçekleşen eylemde, çevre ve doğa dostlarını dayanışmaya davet eden dernek, Kaz Dağları’nda, Cengiz Holding’e bağlı Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş.’nin Bayramiç Hacıbekirler mevkiindeki ruhsat alanında geniş çaplı orman kesimi yaptığını öne sürdü.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, kesimlerin halkın müdahalesine rağmen devam ettiği belirtilirken, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) Olumlu Kararına karşı açılan iptal davasının Danıştay’da sürmekte olduğu ve karar beklenmeden çalışmalara başlanmasının dikkat çekici olduğu ifade edildi.
Açıklamada, projenin geniş bir alanı kapsadığı, çok sayıda köy ve yerleşim birimini etkilediği, tarım ve doğal orman alanlarını tehdit ettiği, bakır madeni olması nedeniyle insan ve çevre sağlığı açısından risk taşıdığı vurgulandı. Ayrıca, maden projelerinin ilk adımı olan orman kesimlerinin, ekosisteme onarılamaz zararlar verdiği ve bölgedeki nadir türlerin yok olmasına neden olduğu kaydedildi.
"Ormanlarımız plansız kesimlerle yok oluyor"
İDA Dayanışma Derneği, Türkiye ormanlarının karbon tutma kapasitesinin son 20 yılda ciddi şekilde azaldığına ve plansız kesimlerle hızla orman varlığının yitirildiğine dikkat çekti. Dernek, ormanların bir karbon yutağı ve iklim krizine karşı nem tutucu olarak hayati öneme sahip olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Madene verecek bir tek ağacımız, bir karış toprağımız, bir gram suyumuz yok. Ormanlarımızı korumak için bu kesimler durdurulmalıdır."
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kaz Dağlarında yeniden orman katliamı. Bu kez, Cengiz Holding, Truva Bakır Maden İşletmeleri AŞ ye ait ruhsat alanının Bayramiç Hacıbekirler mevkiinde büyük bir orman kıyımına başladı. Bir ayı aşan bir süredir, yaşlı-genç demeksizin hızla sürdürülen bir kıyım ile karşı karşıya bulunuyoruz. Halkın müdahalesine rağmen ve henüz sonuçlanmamış, ÇED Olumlu Kararına karşı açılmış İptal Davası Danıştay'da sürmekteyken sonucunu beklemeden acele kesimler ile yol alma gayreti çok açıktır. Projenin çok geniş bir alanda planlanması, çok sayıda köyün ve yerleşim biriminin etkileşim alanında kalması, tarım alanlarını, geniş ve doğal orman alanlarını kapsaması, madenin bakır madeni olması nedeni ile doğa ve insan için riskli işlem ve tesisleri barındırması, orman ve açık alan yangınlarına karşı hassasiyet gerektirmesi, kurum izinlerinin önemini ortaya koyarken, ne hikmetse bu izinler ÇED süreçleri Olumlu sonuçlandıktan sonraya bırakılmakta, bakanlıkça onaylanmış bir ‘’Olumlu’’ rapordan sonra şirketler kurum bürokrasilerinde bir engel ile karşılaşmadan bu izinleri alabilmektedirler. Bir çok maden sahasında olduğu gibi, ilk adım olan orman kıyımı Halilağa’da da, genç-yaşlı, doğal orman ayırımı yapmaksızın hoyratça ve acele ile, içinde son buzul çağını atlatmış türleri de barındıran, yüzlerce yılda yetişmeyecek türlerin kıyımı, binlerce yılda oluşmuş bir ekosistemi, börtü böceği, kurdu kuşu ile katliama dönüşen bir talana maruz bırakmıştır. Besbelli ki; OGM nün bizzat yürüttüğü, bütçe harcadığı, emek, verdiği, içine insan ayağının basmaması gereken proje alanları bile bu talanda yok edilmiştir. Manzara vahim, talancılar acımasız, OGM sorumlu ama seyircidir. İklim krizinin etkilerini en somut biçimde yaşadığımız bu günlerde, bir karbon yutağı ve nem tutucu olarak, kuraklaşma ve çölleşmeye karşı son derece ihtiyacımız olan doğal ormanların, orman ekosistemlerinin ve barındırdıkları türlerin yok olmasını durdurmak için bu kesimler durmalıdır. Bu coğrafya daha düne kadar %54 lük bir oran ile orman zengini bir coğrafya iken, bu orman varlığı 20 yılda %45’lere kadar düşmüş,2017 de Türkiye ormanlarının karbon tutma kapasitesi 75 milyon tondan,2021 yılı itibarı ile 41 milyon tona düşmüştür ve ne yazık ki bu ülke, her geçen gün ormanlarını maden sahalarına açarak yitirmekte, plansız kesimler ile hızla azaltmaktadır. Madene verecek bir tek ağacımız, bir karış toprağımız, bir gram suyumuz yoktur. Biz, İDA Dayanışma Derneği olarak, henüz kurum izinleri öncesinde kamuoyu önünde gerekli uyarıları yapmış olmamıza rağmen, bürokrasinin, iktidar destekli bir şirkete karşı etkisiz kalacağından endişe duyuyorduk. Ne yazık endişelerimiz gerçekleşmiş bulunuyor. OGM ne ve Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğüne çağırımızdır. Sorumlusu olduğunuz bu katliamı daha fazla derinleşmeden bir an önce durdurun” denildi.