Bu durum, bölgedeki petrol kaynaklarının yoğunluğu ve jeopolitik hassasiyetler nedeniyle küresel piyasalarda endişe yarattı.
Bu olaylar sonucunda, petrol fiyatları üzerinde ciddi bir etki gözlendi. Brent petrolün varil fiyatı 12 Nisan'da, İran'ın muhtemel misilleme saldırısı beklentisiyle 92 doları aşarak Ekim 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı gün, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili ise 87,67 dolara yükseldi.
Ancak, İran'ın askeri operasyonun başarıyla sonuçlandığı ve devamının amaçlanmadığına dair açıklaması, risk algısında sınırlı bir yatışmaya yol açtı. Bu durum, petrol fiyatlarındaki yükselişi hafifletti ve piyasalarda bir miktar istikrar sağladı.
Ancak, Tel Aviv'in İran'a olası yanıtı ve bölgedeki gerilimin seyrine ilişkin belirsizlikler devam ederken, petrol fiyatları dalgalı bir seyir izlemeye devam etti.
Norveç merkezli araştırma kuruluşu Rystad Energy Kıdemli Başkan Yardımcısı Jorge Leon, jeopolitik gerilimin önemli bir risk faktörü olduğunu belirtti. İsrail'in İran'a muhtemel bir saldırısının bölgedeki tansiyonu artırabileceği endişesiyle piyasaların Orta Doğu'ya odaklandığını ifade etti.
Leon'a göre, taraflar arasında çatışmanın genişlemesine neden olabilecek bir kıvılcım olup olmadığını görmek için bölgedeki gelişmeler yakından izleniyor. Ancak, İran ile İsrail arasındaki gerilimin daha fazla tırmanması beklenmese de, herhangi bir yanlış hamlenin bölgedeki istikrarsızlığı artırabileceği uyarısında bulundu.
Leon, jeopolitik risklerin önümüzdeki günlerde petrol piyasasında daha fazla rol oynamasını beklediklerini belirterek, mevcut durumda petrol fiyatlarının yüksekliğinde jeopolitik risk priminin etkili olduğunu vurguladı.
Rystad Energy olarak nisan ayı için Brent petrolün varil başına 'adil değerinin' 83 doların biraz altında olduğunu belirten Leon, bu durumun mevcut jeopolitik risk priminin varil başına 5 ila 6 dolar civarında olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Leon'a göre, Orta Doğu'daki çatışmalarda önemli bir tırmanma olmadığı sürece jeopolitik risk priminin istikrar kazanması ve kademeli olarak azalması bekleniyor. Bu durumun arkasında ise OPEC+ grubunun yedek kapasitesi ve gerçek arz kesintilerinin yokluğunda jeopolitik yorgunluğun etkili olacağına inanılıyor.