Bu diyet, bol miktarda balık ve deniz ürünleri, sebzeler, meyveler, tam tahıllar, fasulye, zeytinyağı, kurutulmuş meyveler (özellikle kestane), süt, peynir ve orta derecede et ve şarap tüketimini içerir.
Geçtiğimiz haftalarda JAMA Network Open'da yayınlanan bir araştırma, İspanya'da yaşayan 200'den fazla aileyi inceledi. Çalışma kapsamında, 121 aile Atlantik diyetini uygularken 110 aile tipik beslenme biçimini sürdürdü. Katılımcıların beslenme biçimi, fiziksel aktiviteleri, ilaç kullanımı ve diğer değişkenler başlangıçta ve 6 ay sonra değerlendirildi.
Araştırmacılar, başlangıçta metabolik sendromu olmayan 457 katılımcıdan 23'ünde 6 aylık takip sürecinde metabolik sendrom geliştiğini belirledi. İncelenen diyetler arasında Atlantik diyetini uygulayanların metabolik sendrom geliştirme riskinin kontrol grubuna kıyasla daha düşük olduğu gözlendi.
Araştırma sonuçlarına göre, Atlantik diyeti bel çevresini ve HDL kolesterol düzeylerini iyileştirirken, yüksek tansiyon, yüksek trigliserit düzeyleri veya yüksek açlık serum glikoz düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirtildi.
Beslenme uzmanları, Atlantik diyetinin sağlıklı malzemelere ve geleneksel pişirme yöntemlerine öncelik verdiğini ve Akdeniz diyetine benzer olduğunu vurguladılar. Akdeniz diyetinde olduğu gibi, Atlantik diyetinde de sebze, meyve, tam tahıl, zeytinyağı ve balık ağırlıklı bir beslenme tarzı önerilmektedir.
Sonuç olarak, Atlantik diyetinin metabolik sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu ve Akdeniz diyeti gibi sağlıklı bir beslenme modeli olarak değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Araştırmacılar, bu bulguların beslenme alışkanlıklarının metabolik sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak ve sağlıklı yaşam tarzlarını teşvik etmek için önemli olduğunu belirtmektedirler.
Yorumlar
Yorum Yaz