Yerel üreticilerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Özkurnaz; ‘’Süte zam yapılması gerektiğini çiftçimiz aylardan beri dile getiriyordu. Bu oranda da 15 kuruş eklenmesi, sütün fiyatını 1.95 TL’ye çıkarmış oldu. Bu çözüm müdür? Biz bunu geçici bir çözüm olarak değerlendiriyoruz. Çünkü sanayici sütün fiyatında bir yükseltme veya düşürme yapmış olmuyor. Aynı sistemde devam edecek. ‘’dedi
Mehmet Özkurnaz; ‘’Her yıl olduğu gibi uzun yıllardan bu yana, 1996 yılından bu yana çiftçimize sütte litre başına geçmişte de olduğu gibi belli rakamlar, süt desteği adı altında destekleme olarak veriliyordu. Çiftçiye verilen desteklemelerinde evraklarını, hak edişlerini, sütün litresine göre, internet ortamında direkt bakanlığa bağlanıp oradaki bakanlığın ilgili birimine bu litreler giriyor, fiyatlarda buna göre şekilleniyordu. Geçtiğimiz 3 aylık dönemde litre başına 10 kuruştan bir destekleme ödeniyordu. Şimdi bu 10 kuruşa, 15 kuruş daha ek zam yapılıp, fiyat yükseltilip Ocak, Şubat ve Mart aylarında çiftçimizin 2019 yılı birinci gününden itibaren 3 aylık süt primini 25 kuruştan olacak şekilde devlet, bakanlık olarak bir destekleme yapıyor. Bu yapılan destekleme de 1.70 TL’ye satmış olduğumuz sütün toplam fiyatı 25 kuruşta eklendiği zaman 1.95’ten çiftçimize ödenmiş olacak. Sonuç itibariyle 25 kuruşluk bir rakam oldukça iyi bir rakamdır. Bir; çiftçimiz geçtiğimiz günlerde basında bakanlığımızın açıkladığı fiyat üzerine de, çiftçimizde bir tedirginlik var. Acaba 3 ay sonra ne olacak? Ancak süte zam yapılması gerektiğini çiftçimiz aylardan beri dile getiriyordu. Bu oranda da 15 kuruş eklenmesi, sütün fiyatını 1.95 TL’ye çıkarmış oldu. Bu çözüm müdür? Biz bunu geçici bir çözüm olarak değerlendiriyoruz. Çünkü sanayici sütün fiyatında bir yükseltme veya düşürme yapmış olmuyor. Aynı sistemde devam edecek. Ancak yeme gelen 7 liralık bir ek zam daha var. Yem fiyatlarının yükselmesi süt üreticisini en çok sıkıntıya sokan unsurlardan bir tanesidir. Girdi maliyetlerinin yüksekliğiyle hayvancılığı yapılamaz hale getirme durumu söz konusu, yine bakanlığımızın sütün dışında da şöyle bir çalışması var; gümrük vergileriyle birlikte, hayvan ithalatını durdurmuş oluyor. Bu da çiftçimizin elinde birikmiş olan, dana kesimlerinde de rahatlamasını sağlıyor. Çok geç veriliyordu. Biga’da geçen gün Et ve Süt Kurumu bir toplantı yapıp, Biga’dan da hayvan alımına başlayacağını ve 3 aylık, 2 aylık, 4 aylık gibi beklentilerinde ortadan kalkacağını gösteren bir açıklama yaptı. İyi yanları bunlardır. ‘’
‘’NE KADAR PEYNİR TÜKETİLDİĞİ İRDELENMELİ’’
‘’Burada bakanlığımız 3 ay boyunca bu süt desteklemesini 25 kuruştan ödeyecek, toplamda, totalde 1.95 TL bir fiyat oluşacak, bu fiyat oluşmasının sonucunda 3 ay sonranın ne olacağını bilmek ister. Sanayici bu dönem 6 aydan beri herhangi bir zam yapmadan, fiyat yükselmesi olmadan tüketici noktasına baktığımızda 8 liralık bir sütten 1 kilo peynir yapıp, bunu kalkıpta 35-40 liradan market zincirlerinde satışında da ciddi bir rakamın olduğunu görüyoruz. Tüketici buradan, bu peynir alımından ne kadar peynir tüketebiliyor? Onunda irdelenmesi gerekir. Bu bir zincirin halkası gibi yani bir yerde üretimi yapan kişiler cezalandırılıyor gibi bir yerde de nihai noktada ürünün market zincirlerinden satılma konusunda da tüketici de cezalandırılıyor gibi bir durum söz konusu, burada sanayici ne kadar kazanıyor? Market zincirleri ne kadar kazanıyor? Bunun irdelenmesinde büyük fayda vardır. Gıda enflasyonunun yükselmesinin temelinde sütün fiyatı da var, ancak peynirin satış fiyatı da var. Gıda enflasyonunun yüksekliği bu sebeplerden doğuyor. Bu da hem tüketicimizi zor durumda bırakıyor, aynı zamanda üretici zaten bir tüketici olduğundan dolayı o da satın almak durumunda olduğu için zor durumda kalıyor. Peynir fabrikası yok, her işletmenin öyle bir şansı da yok, çiftçi sütünü sadece elden çıkarmak ve hayvancılığı sürdürülebilir bir sistemin oluşması konusunda da bir efor kaydedilmesi gerekir. Burada çiftçimiz tüm olumsuzluklara rağmen bu üretimi yapabiliyorsa bu da çiftçimiz için bir başarıdır diye değerlendiriyoruz. Bizim genel olarak konuşacaklarımız bunlardır.’’
‘’BUZAĞI BAŞINA DESTEKLER AYIN 27’SİNDE BAŞLIYOR’’
‘’Rakamlar yıl içerisinde değişebiliyor. 3’er aylık dönemler halinde, ödemelerde daha önce belli bir rakam konuyordu. Bu 9 kuruş oluyordu, 6 kuruşa düşüyordu, bunun ortasında sabit bir rakam yoktu. Yıl içerisinde bütçeden ayrılan paydan destekleme tutarını duruma göre, arz- talebe göre veya fiyatının rakamına göre yükseliyor veya düşüyordu. Tabi en son ödenen rakamda daha 3 aylık bir periyot 10 kuruştan ödendi. Yine önümüzde Ekim, Kasım, Aralık 3 aylık daha ödenmeyen bir süt desteklemesi var. Bunlarda herhalde yıl içerisinde ödenecektir. Bunlar büyük olasılıkla 10 kuruştan ödenecek fakat Ocak, Şubat, Mart 25 kuruştan ödenecektir. Aradaki fark ciddi bir rakam, 25 kuruş iyi bir rakamdır. Bu duruma böyle bakmamız gerekiyor. Tabii çiftçimizde destekleme paralarını bir an önce almak ister. Örneğin 2017 sonu itibariyle buzağı desteklerinin ödenmesi de bu ayın 27’sinde başlayacak. Buzağı desteklemesi demek Damızlık Yetiştiriciler Birliği Üyesi olan çiftçiler 500 TL alacaklar, Damızlık Birliği üyesi olmayan çiftçilerimizde buzağı başına 350 TL destekleme alacaklar. Buzağı destekleri de ayın 27’sinde ödenmeye başlayacak. Tc. kimlik numarasının çift veya tek rakamlarına göre günler belirlendi. 27’sinde ilk ödeme başlamış olacak, tabi çiftçimizde buradan ayrı bir destek almış olacak. Aslında çok olumsuz bir şeyde yok ama olumlu bir şeyi de pek netleştiremiyoruz. Çünkü para çiftçimizin direk hesaplarına yatıyor. Çiftçimiz o konuda parayı alıyor ama o 10 kuruş onun genel giderlerini veya girdi maliyetlerini karşılamıyor. 10 kuruşla çözüm noktasının olmadığı da bir gerçektir. ‘’
‘’BÜYÜK İŞLETMELER VERGİ OYUNU OYNUYOR’’
‘’Yine hayvancılığı konuşuyoruz. Bizim ülkemizde hayvancılıkta aile işletmeleri çok önemlidir. Aile işletmeleri var olduğu müddetçe Türkiye’de süt üretiminde herhangi bir kriz, sıkıntı yaşanmaz. Ancak aile işletmelerinin dışında ticari işletme olarak 200, 300, 500, 1000 başlık hayvan işletmeleri kuran büyük sanayiciler orayı her ne kadar bir ek gelir olarak görseler de onların sürdürülebilir bir tarafı olmadığını görüyoruz. Birçok büyük çiftliğe baktığımızda şu an da hiç biri piyasada yoklar. Devletin vermiş olduğu %0 faizli kredi olsun hayvancılıkta her türlü imkanlara sahip olan büyük işletmeler, esas pastayı yiyende onlardır. Biz bunları tasvip etmiyoruz. Çünkü eğer bir şirket, bir işletme kuruyorsa onun akabinde birden fazla sektörde hizmet veren şirketler tek şirkette birleşiyor. Gelirler ve giderleri, ödeyecekleri vergiler tek şirkette birleşiyor. Bu vergi kaçırma yöntemidir. İşletmeler devlete ödeyeceği parayı hep zarar gösterir. Zarar gösterilen bir işletmenin çiftliği hep dipsiz kuyu gibidir. Bu çiftlikler devlete vergi ödemesinler diye sadece zarar ederler. Bu bir uyanıklıktır. Bu hoş bir şey değildir. Devlete vergiyi ödememek kadar kötü bir şey yoktur. Bir de bu kişiler bakıyorsunuz 2 gün sonra çiftliği feshedebiliyor, hayvanlarını boşaltabiliyor.’’
‘’AİLE İŞLETMELERİ DESTEKLENMELİDİR’’
‘’Fakat kırsalda yaşayan aile işletmelerinin ‘ben bugün hayvancılık yapacağım, 6 ay sonra piyasalar bozuldu ben hayvanlarımı satacağım’ gibi bir düşüncesi yok. Çünkü aile işletmeleri bu işi geçim kaynağı olarak görüyor. Geçim kaynağı üzerinde aile işletmeleri, var olan işletmeler daha çok önemsenmeli ve onlara destekler, imkanlar daha fazla verilmelidir. %0 faizli krediler bu aile işletmelerinin yapısını güçlendirmek için kullanılmalıdır. Her önüne gelen ‘ben işletme kuracağım’ deyip de ‘bugün süt para yapıyor, biraz kazanç var’ deyip de, bir uyanıklık yapıp da insanlar şirket kurarsa burada art niyet vardır. Devletin sıfır faizli kredilerini öncelikle onlar alırlar. Çünkü onların imkanları oldukça fazladır, çünkü kriterlere uyma şansları daha çoktur. Örneğin bir çiftçimize bir banka %0 faizli kredi vermiş olsa bile ipotek karşılığını alır. Bir bankada eder değerinin 2-3 katı ipotek alırlar. Bu ipoteğin karşılığında çiftçi derdini zor anlatır ama diğer sanayi kuruluşları, büyük şirketlerde istediği gibi, istediği rakamda kredi alma hakkına sahiptir. Onlar daha şanslıdır, gerçek çiftçiye kredi alma şansı ortadan kalkıyor, alakası olmayan şirketlerin büyük hayvan alımları gerçekleşiyor. Orada aslında ayrı bir rant hesabı vardır. Bunlara bakanlık müsaade etmemelidir diye değerlendiriyorum. ‘’ CANER KÜPELİ
Yorumlar
Yorum Yaz