Koza Altın A.Ş’nin Atikhisar havzasındaki maden projesine karşı dava açıldı
Çanakkale Belediyesi, Koza Altın A.Ş tarafından Serçiler ve Terziler köyleri yakınlarında planlanan altın-gümüş madeni projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 17 Eylül 2025 tarihinde verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle dava açtı.

Belediye, davayı kentin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın ekosistem, tarım ve halk sağlığı açısından ciddi tehdit altında kalacağı gerekçesiyle açtı. Aynı gerekçeyle çok sayıda sivil toplum kuruluşu (STK) ve çevre örgütü de hukuki sürece destek açıklamasında bulundu.
“Bilimin sesi yok sayıldı”

Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Çanakkale Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında konuştu. Başkan Erkek, ÇED sürecinin bilime ve kamu yararına aykırı biçimde yürütüldüğünü vurguladı.
“Daha önce yapılan Su Zirvesi’nde bilim insanları, Atikhisar Barajı çevresinde bir maden çalışmasının kabul edilemez olduğunu açıkça ortaya koydu. Buna rağmen, Koza Altın A.Ş’nin altın-gümüş madeni projesine ‘ÇED Olumlu’ kararı verilmesi bilim dışı bir karardır,” dedi.
Erkek, Çanakkale Belediyesi olarak temel önceliklerinin “kentin içme suyu kaynağını, ekosistemini ve havasını korumak” olduğunu belirtti:
“Biz yerelde yaşamı savunuyoruz. Ancak Ankara’da, bakanlık düzeyinde yapılan değerlendirmelerde Çanakkale’nin su kaynaklarının hayati önemi anlaşılmıyor. Bu, yalnızca çevre meselesi değil; yaşam hakkı meselesidir.”

“ÇED Süreçleri göstermelik hale geldi”
Adliye önündeki açıklamada, Çanakkale halkı, belediye temsilcileri, çevre örgütleri ve STK’lar da hazır bulundu. Katılımcılar, ÇED sürecinde yapılan binlerce itiraz dilekçesinin “hiçe sayıldığını” belirterek tepkilerini dile getirdi.
“Çanakkale halkının, belediyenin, meslek odalarının ve ekoloji örgütlerinin sunduğu binlerce itiraz dikkate alınmadı. Görüyoruz ki ÇED süreçleri artık göstermelik hale geldi,” denildi.
Hatırlanacağı üzere, aynı proje için 2017 yılında verilen ÇED Olumlu kararı, mahkeme tarafından iptal edilmişti. O dönem hazırlanan bilirkişi raporunda,
“Atikhisar Barajı dibinde bu proje gerçekleşemez, kamu yararı yoktur,”
tespitine yer verilmişti.

“Eko kırım projesine izin vermeyeceğiz”
Basın açıklamasında, planlanan maden faaliyetinin doğa üzerindeki etkilerine dair çarpıcı veriler paylaşıldı.
“Bu proje hayata geçerse 93 hektarlık orman yok edilecek, 23 hektar tarım alanı geri dönüşsüz biçimde kaybedilecektir. Asit maden drenajı nedeniyle açığa çıkacak ağır metaller, yer altı ve yüzey sularını kirletecek, Atikhisar Barajı’nı kullanılamaz hale getirecektir.”
Açıklamada, bu nedenle projenin bir “eko kırım girişimi” olduğu belirtilerek,
“Çanakkale halkı olarak buna izin vermeyeceğiz,”
ifadeleri kullanıldı.
Çanakkale halkı ve çevre örgütleri, belediyenin açtığı davaya müdahil olmak için Çanakkale Barosu’na dilekçelerini sundu. Baro da süreci yakından takip edeceğini açıkladı.
Ayrıca Kazdağları Ekoloji Birliği, Çanakkale Ziraat Odası, Eskişehir Ekoloji Derneği gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşu da önümüzdeki günlerde davaya katılacaklarını duyurdu.
Belediye, tüm yurttaşları ve çevre örgütlerini hukuki sürece destek olmaya çağırdı:
“Atikhisar Barajı’nı, toprağımızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı korumak için yalnızca alanlarda değil, mahkeme salonlarında da omuz omuza mücadele edeceğiz.”

Çanakkale kent merkezinin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı, aynı zamanda bölgedeki tarımsal sulama, ekolojik denge ve biyolojik çeşitlilik açısından stratejik bir öneme sahip. Uzmanlar, baraj havzasına yapılacak her türlü madencilik faaliyetinin geri dönülmez tahribatlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Yorumlar
Yorum Yaz