7-15 Şubat tarihleri arasında 17 Burda AVM’de kurulan ELDER KDM stantları, çeşit çeşit ürünleri müşterilerin beğenisine sunuyor. 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla gerçekleşen bu faaliyette; kadınların kendi elleriyle binbir emekle oluşturdukları takı, çanta, anahtarlık, doğal sabun ve bunlara benzer pek çok ürün bulunuyor. Bu kapsamda, anlamlı çalışmanın mimarı olan emektar kadınlarla bir araya geldik. Üreticiler, genellikle hobi olarak başlayıp ekonomiye dönüşen hikayelerini gazetemizle paylaştılar.
“Can sıkıntısı, ekonomiye döndü”

2017’de Bodrum’da hobi olarak başlayan tasarım serüvenini, 4 senedir ELDER KDM’de hobi olmanın ötesine taşıyan Tülay Bildan; burada hem ekonomik hem de sosyal açıdan kazançlı olduğunu söyledi. Bildan, “Gelin, görün… Eşinize, dostunuza hediye almak istiyorsanız bizleri ziyaret edin, daha sonra mağazalara gidin. Sizler de bir kadın olarak bizlere destek verin.” diyerek fiyatlarının da çok uçuk olmadığını belirtti.

İleri geri dönüşüm

Özellikle sürdürülebilirlik konusuna dikkat çeken İlter Boyan, insanların gözden çıkardığı kullanılmış malzemeleri değerlendirerek yeni ürünler elde ediyor. “İleri geri dönüşüm” adını verdiği bu durum hakkında konuşan Boyan, konunun hayat felsefesiyle örtüştüğünü ve ELDER’in misyonuyla da uyuştuğunu belirterek “Tamamen elimdeki malzeme neyse ona göre üretim yapıyorum. Mesela mumları döktüğüm ürünler bile ikinci el.” dedi.

El emeğinin takdir edilmesi ve daha görünür hale gelmesi gerektiğini ifade eden İlter Boyan, “Özellikle dünyada her yer atık dolu. Plastik tüketimi de çok fazla olduğu için bu tarz el emeğini çok kıymetli buluyorum. Ayrıca yaptığımız işin çok önemli bir görev olduğunu düşünüyorum. Bu durum, hayatın bütününde çok görünür olmayabilir ama farkındalık yaratarak ve etrafımızdakilerle paylaşarak bir bilinç oluşturabiliriz. En azından hazır plastik ürün almak yerine, el emeğini desteklemeleri güzel olur diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
“Video, dört günde 4 milyon izlendi”

İki senedir doğal soya mumundan ürünleri evinde ürettiğini söyleyen Solmaz Adıgün, sosyal medyada yaptığı paylaşımın kısa sürede 4 milyon kez izlenmesinin ardından devam eden üretim serüvenini şu şekilde anlattı:

“Temmuz ayında dünyada viral olmuş bir sabun hikayesini görünce Türkiye’de de yapabilirim diye düşündüm. Sabunu yaptım ve videoyu paylaştım. Paylaşımım 4 günde dört milyon izlendi. Öyle olunca da takipçi sayısı çoğalmaya başladı. Organik müşteriler gelmeye başladı. Hala ilk defa gören insanlar oluyor ve bu tepki beni çok mutlu ediyor. Hepsinde farklı kokular var. Biraz da üzüm formu olması insanlara cazip geliyor. Hem kullanışlı diyorlar hem görsel olarak güzel buluyorlar. Şimdi burada stant açtık, hafta sonuna kadar burada olacağız. ELDER’e ve 17 Burda AVM’ye gerçekten çok teşekkür ediyoruz, bize bu konuda destek oluyorlar. Şu anda hiçbir ücret alınmadan biz burada stant açabiliyoruz.”
Tekstildeki kırmızı çizgisini sabun yapımına taşıdı

25 yıllık bir tekstil geçmişine sahip Işıl Balcı, tekstil sektöründeki zamanlarından beri ürettiği her ürünün kanserojen madde içermemesinin ve sağlık standartlarına uygun olmasının kırmızı çizgisi olduğunu söyledi. Tekstilde öğrendiği kırmızı çizgisini şu an sabun üretiminde devam ettiren Balcı, küçüklüğünden beri sabun üretimine çok meraklı olduğunu da belirtti. Sabun yapımına nasıl başladığı konusunda ise “Eskiden kendi zeytinliğimiz olduğu için babam kaynatma sabun yaptırırdı ama kaynatma sabunlarda hem asidi yüksek yağlar kullanıldığı hem de kaynayarak niteliğini ve değerini kaybettiği için ben o sabunları kullanamıyordum. Yine de sabuna olan ilgimi hiç kaybetmedim.” ifadelerini kullandı.

Her zaman tamamıyla organik sabunlar üretmeyi hayal ettiğini belirten Işıl Balcı, pandemiyle birlikte tekstil işindeki yavaşlamasından dolayı bu işe yöneldiğini ve pek çok yerden bu konu üzerine eğitim aldığını açıkladı. Balcı, yaşadığı süreçle ilgili olarak “Herkesin hayatına, saçına, tenine dokunmak istiyorum. İnsanlar şifa görsün istiyorum. Sabun kesinlikle bir ilaç değil, bunun altını çizmek istiyorum. Ancak günlük hayatımızda o kadar sentetik madde, duş jelleri, şampuanlar, kremler vs. var ki bunlardan sıyrılmamız gerektiğini düşündüm.” şeklinde konuştu.
Depremi aşıp Çanakkale’de üretime sarıldı

Geçirdiği ağır rahatsızlığın ardından doktorunun, keyifli işler yapması konusunda bulunduğu tavsiye üzerine çanta tasarımlarını el emeğiyle üretmeye başlayan Şule Dikoğlu, Çanakkale’de ELDER KDM yoluyla satışa sunduğu çantaları herkesin çok beğendiğini söyledi. Dikoğlu, aldığı tepkiler güzel olsa da satışların pek iyi geçmediğini de belirtiyor.

1999’da meydana gelen Marmara depremine tanıklık eden Şule Dikoğlu, Gaziantep’te yaşadığı 6 Şubat depremlerinin ardından Çanakkale’de kedisiyle kurduğu yeni hayatında ELDER KDM ile tanıştı. Dikoğlu, ELDER ile bir araya gelme sürecini şu sözlerle aktardı:
“6 Şubat’taki depremden sonra Gaziantep’ten geldim. Orada öğretmenlik yapıyordum. Buraya gelince öğretmenlik yapamadığım için derneğe başvurdum. Dernek de bana tezgah verdi. Kendim yapıp satıyorum.”
“Avukat ve psikolog ihtiyacımız var”

Stantlarda yer alan ve ELDER KDM yönetiminde bulunan Sümran Gönül, ELDER KDM hakkında konuştu. Gönül, “Bizim 1999’dan beri olan bir derneğimiz bu. Genelde el emeğiyle başlayıp sonra KDM bölümünde güçlendiriyoruz. En çok psikolojik şiddet, ekonomik şiddet gören kadınlara destek oluyoruz. Biraz avukat ve psikolog yönünde ihtiyacımız var. Kadınların ekonomik yönden güçlenmesi bizim için çok önemli. Onun için de Truva Atı’nın yakınında Morabbin Parkı’mız var. Oradan da kazanç elde ediyor arkadaşlarımız.” dedi.
Sevgililer Günü’ne özel olarak kurulan, her biri ayrı bir emek ve hikaye barındıran tezgahlarda çeşitli ürünler 15 Şubat’a kadar müşterilerini bekliyor.
Yorumlar
Yorum Yaz